28 Kasım 2009 Cumartesi

ben bazen (2. bölüm)

eveett.. uzun zaman sonra tekrar başbaşayız blog sakinii.. hani bloga başlarken ben bazen diye bir bölüm başlatmıştım.. şimdi onun 2. bölümünü yazıyorum... tabi kulandığım laptopun klavyesi izin veririse:)
*ben bazen gördüklerimi unutmak istiyorum...
*ben bazen unuttuklarmı görüyorum ve bu hoşuma gitmiyor... neden görüyorum... hatrlıyorum vs.. onlar olmasa aslında...
*ben bazen yeni şarkılar dinlerdim önceden... am şimdi sadece belrli şarkıları dinliyorum zaman eksikliğinden... müzik grubu repertuarı vs... n zaman kenime ait zamanım olacak...
*ben bazen kendime ait zamanım olmadığından şikayet eder duruum... as you see:) aslında bi aralar çok boş vaktim vardı... ama içinden gitmesi gereken biri de vardı... doluydu o yüzden... yani boş zaman yoktu bir nevi...
*ben bazen staj defteri dolduruum.. lanet olsun ne zaman bitecek bu staj defteri.. aynı defteri 5 kre doldurdum ve teslim etmedim.. evet evet şaka değil.. 5 kere doldurdum.. erdem a*na s*yım... senin yüzünde teslim etmedim o defterleri...
*ben bazen birinden hoşlanırım... ama söylemek içimden gelmez... zamanla kendiliğinden olsun isterim... hem böylelikle o doğr zamanda oluyor gibi düşünürüm.. hem ne gereği var pat diye söylemenin:) iki tarata biraz sabretsin...
*ben bazen kulandığım forum sitelerinin şifrelerini hatırlarım ve unutmaya çalıştıklarımı görürüm klavyemde... ve onları harflerden silmek zaman alır...
Bi' insanı unutmak için onun adını değil; onun, adında geçen harflere kattığı anlamı unutmak yada silmek gerekir... harflerden kazırsanız anlamı yerine başka bir anlam yükleyebilirsiniz...

*ben bazen şarkı yazarım... Baha gibi de oluyor ama bazen... ben daha farklı b tarz istiyorum... irfan tarzı desinler... yada ben bilsem de yeter...

bu sferlik bu kadar... bu seriyi sevdim.. devam ederim ben buna yine... ;)

10 Ekim 2009 Cumartesi

Metropolitan Canavarı

nbr blog sakini.. yeni şarkımı paylaşıyorum şimdi seninle yine:)

Metropolitan Canavarı

Zaman akıyor mu akıyor zaman
Bu şehrin içinde varmış bir hayvan
Zaman akıyor akıyor zaman
Bu şehrin içinde varmış bir hayvan
Huuuuu....
Telefonu kontör sayarken anlamaz
Karşısındaki onu sallamaz
Nefret ettiği biriyle çalışırken
O'na canım dan başka laf kullanmaz
Huuuuuuu……….
O'na canım dan başka laf kullanmaz
Huuuuuuu……….
Zaman akıyor mu akıyor zaman
Bu kentin içinde varmış bir hayvan
Huuuuuuu…..
Akbilinde paran olmadan
Birinin kafasını koparmadan
Metrobüste yer bulmadan
Metropolitan canavarı olmadan
Huuuu…
Yaşanmaz bu kente kudurmadan…

30 Eylül 2009 Çarşamba

yeni hayat

biliyor musun blog.. artık değişmeye karar verdim, yani değişmeye zaten karar vermiştm ama bu üzüntüyü salmak anlamında...
zamanı geri alıyorum eski bi saatin yelkovanıyla..
tekrardan başlamak.. yen bi hayata.. yeni bakışlara.. ama eskisi gibi.. çok eskisi gibi fakat tecrübeli.. belki bu yazım daha öncekilere benziyordur.. ama adım atıyorum yine de hu? ;)

5 Eylül 2009 Cumartesi

hayata ara vermek

bazen yaşamınızın o uzun metrajlı filminde kısa aralar verilir..
reklam gibi mesela..
bazen en gerekli yerde.. bazen ise filmin en heyecanlı yerinde...
işte benim de hayatımda kısa bi ara verildi..
ve bu aradan önce insanlar teker teker veda etti...
ne acılar biliyor musun...
hepsi sanki bir film sahnesindeki gibi ayrıldı..
kavgalı ayrılışlar...
ellerinden tutarak... son kez öpüşerek ayrılıklar...
ve ben şu an reklamlarımı izliyorum...
insanlara yalnızlığımı reklam ediyorum... ve beni sevenler, beni tanıyanlar o reklamlarımı izliyor...
ne zaman biter, ne zaman film tekrar başlar bilmiyorum...
herkes arada şu an benimle.. ya da benim için öyle... insanlar yorumlarını yapıyor az önce izledikleri film ile ilgili... ders varsa çıkarıyor yada yorumluyor...
hani diyorki şarkıda ''çok mu ayıp hala mutluluk istemek?'' neyse zaten hiç halim yok...
filmin arasındayım... yaşamın herhangi bi noktasında ve filmin en güzel zamanında..
20 li yaşlarda...
ben bu ''arada'' kendi yalnızlığma ulaşıyorum...
onu tanıyorum. belkide uzun zamandır görmediğim için alışamadım ona... onu tekrar bırakırmıyım bilmiyorum...
ama öyle değilmidir en alıştığın anda yalnızlığına
terk edersin onu...
sonra en unuttuğun anda tekrar karşına alırsın bir tavla maçında... sen zar atarsın... ama o bütün kapıları kapatmıştır kendi evinde...
yalnızlığınızı unutmamanız dileğiyle...
unutmayın çünkü insanlar yalnız gelirler dünyaya ve yalnız gömülürler bir mezara..

17 Ağustos 2009 Pazartesi

yeni sarkılar...

Bu yazıda son zamanlarda yazdığım iki şarkının sözlerini paylaşacağım..
birincisi ''Aşkta sensiz olmak''

Aşkta şansız olmak sanki bir işkence
Sensiz yaşamak anahtarsız bir kelepçe
Denize doğru dua ettim günlerce
Dalga sesleriyle boğuştum saatlerce
Gök kuşağının altında sanki bir ülke
Sensiz olduğu bes belli baksana renge…
şimdi bunu okuyup ''aa yanlış yazmış .. sensiz yerine şanssız yazmış'' demeyin sakın:)) bilerek öyle çünkü:)

diğeride biraz popüler tarzda şarkı oldu:)
Adı ''Korkmuyorum''

Yalnızlıktan kokmuyorum
Sen gelmezsin
Biliyorum.
Ama ben bekliyorum ,yine de.
Yalnızlıktan korkmuyorum
Sen gidersin biliyorum
Ama ben duruyorum yine de...
Sensiz huzursuzum
Sensiz umutsuzum
Yinede seni hala seviyorum
Sensiz huzursuz
Sensiz uykusuzum
Yine de seni hala seviyorum
Bu kadar değil bu acı
Daha fazla...
Sensiz geçecek yıllar bak hızla
Seni bana verenler aldı bir anda
Ne olur bakma
Sensiz ruhuma
Yakında kayıtlarını facebookdan sayfamda paylaşacağım.. umarım beğenirsiniz.. Gerçi kime yazıyorsam bunları da:) bir tane irlandalı okuyucum, bir tane konuşmadığım arkadaşım var...
Hani denir ya kendin söyle kendin işit.. aynen o mesele... napalım bende böyle rahatlıyorum...

7 Ağustos 2009 Cuma

yeni bir hayata başlamak üzereyim

acılar çektim blog... gözlerimde yaş kalmadı... göğsümde sancılar eksik olmadı... ama artık yeni bir hayata başlamak üzereyim... okulun son senesi... seneye bir mühendis olarak yaşama atılacağım... keşke arkamda duran bir sevgilim olsa ama yalnızım artık... 3 yıl boyunca yanımda olduğu ve bana bir çok konuda destek olduğu için ona sonsuz teşekkürler... bu seneyi artık tamamen kendi ayaklarım üstünde gideceğim...

kaybettiğim dostlarıma, güzelliklere selam olsun:) mutlu olsunlar...

umarım başarırım...

14 Temmuz 2009 Salı

...'lerin tarifi...

tarifi yoktur bazı şeylerin... ne acı çekmenin ne sevmenin ne kazanmanın... ne de kaybetmenin...
sen yaşarsın sadece... her şeyin altında ezilmek yada üzerine çıkıp sanki uçan halı gibi bulutlar üzerinde gezmek senin elindedir...
Ama bazen elinde olmaz ya hani herşey... ki öyledir genelde...
işte o zaman tarifsiz zaferler kazanırsın ya da tarifsiz kaybedişlere ortak olursun

tarifsiz aşklar yaşarsın ve sonunuda tarifsiz acılar çekersin...

O film de denildiği gibi işte... ''acını seçmekte özgürsün'' sen seçersin yada seçtirirler, ya da seçtirir... ya da zaten seçilmiş...
işte bu seçilmişliklerin ötesinde sen acı çekersin ,yüzün güler, gözünde yaşlar kalmaz, dudaklarında tebessüm bitmez... hepsi olur işte...
üzerine bi kaç duygu katılmıştır hayatın tarifi...
biraz ondan biraz bundan... Ama en büyüğü acıdır... en çok ondan vardır...
ya çok varsa dayanamazsın... yanar her yerin... bi de tek seni değil... etrafını da...
az varsa da değer bilmezsin... yine yakar sonunda... ufaktan alev verir sana... sonra senin o rüzgarın var ya hani... işte o körüklendirir... bi bakarsın yine yanıyorsun...

.... acı yaşarsın işte özgürlüklerin arasında, tarifsiz, nedeninin nedeni olmaksızın...


etrafınınzdan geçen dünyayı kaçırmayın... acılar işaretlerde saklıdır çünkü...

26 Nisan 2009 Pazar

ilişkide şeffaf olmak



naber blog sakini.. ben geldim yine.. son zamanlarda çok ara vererek yazıyorum.. ama napayım çok sıkışık bu aralar herşey.. bir ben değil etrafımdaki insanlarda çok sıkıştırılmış bir hayat yaşıyorlar.. bu yüzden de sorunlar ortaya çıkıyor..
işte bu sorunlardan birine değineceğim bu yazıda..
bunlardan biri ikili ilişkilerde şeffaflık..
tabi ben bunu size anca bi erkeğin gözünden bi erkeğin doğruları olarak anlatabilirim..
aslında şu an büyük şehirlerde yaşayan bizlerin hayatı bir akordeon gibi.. sıkıştırdığınızda körüğün içindeki beyazı göremezsiniz.. açtığınızda görebilirsiniz.. ama önemli olan açmak değil açarken doğru tuşlara basıp doğru sesler vermek..
çok garip bir benzetme tabi bu.. ama bi atasözü var ''teşbihte hata aranmaz'' diye :)

işte ilişkiler de bu sıkıştırılmış yaşam biçiminden nasibini alıyor..
Bu arada önce bu sıkıştırılmışlığı anlatmak lazım.. sıkıştırımışlık herşeyi bir anda yapmaya çalışmak aslında.. mesela otobüsteyken uyumak.. yoldayken telefonda konuşmak.. gazete okurken kahvaltı yapmak.. ve bunu gibi aslında bi çok şey..

işte insanlarda ilişkilerinde böyle sıkıştırılmışlıklar içinde herşeyi karşısındakine anlatamıyor.. çünkü onu anlatmanın gerekli mi değil mi farkına varamıyorsunuz.. Gerçi bu sizin düşüncenizse göre değşir muhtemelen.. ''yani ilişkini ciddiyetine göre değişir'' diye klişe bi cümle kullanmayın tabi de.. şöyleki eğer ilişkide anlatmak istediklerinizi anlatmıyorsanız şeffaf değilsiniz bence.. yoksa herşeyi anlatmaya gerek yok..

Mesela sevgilinize '' benim canım çok sıkılıyor'' derseniz o da size bu soruyu sorar: ''neden?''... cevap eğer ki ''Bilmiyorum.. canım sıkılıyor ama sebebini bilemedim'' ise karşınızdaki kafasında kurmaya başlar.. ve siz canınızın sıkıntısını geçirseniz bile karşınızdaki bunun sebebini kendinde yada ilişkide arar..

ve bu durum ilişkinin zedelenmesi yada temeline bir dinamitin yerleşmesi gibidir..



evet evet dinamit.. biz ilişkilerimizde yapılan hatalarla ilişkinin temeline her hatada hatanın büyüklüğüyle orantılı dinamitler yerleştiririz.. sonra bu dinamitlerin sayısı artar ve eğer ki herhangi bir bomba imha planınız yoksa artan dinamit sayısı yüzünden en ufak bir kıvılcımda o dinamit muhteşem bi patlamayla patlar.. ve bir çok şey bir daha asla onarılamayacak şekilde yok olur...

işte burdaki ana fikir de şu olmalı.. yazının ortasında da dediğim gibi

Eğer ki siz anlatmak istediklerinizi anlatmıyorsanız ilişkiniz şeffaf değildir.. ve bu ilişki her zaman temeline dinamit doldurulmaya gebedir..
Ama anlatmak istemediğiniz şeyleri anlatıyorsanız o zaman dinamitlerin sayısını sık sık kontrol edin:)
en kısa zamanda görüşmek üzere blog sakini:)

22 Mart 2009 Pazar

belki...



bilmiyorum..
cevabını bilmediğm için galiba bir arayışım var..
belki bir cevabım olsa..
yada en ufak bir ip ucu hayatımda..
belki herşey rayına oturur..
belki bir değişime ihtiyacım var..
belkide tam tersi..
belki birinden sıkı bir dayak yemeliyim..
yada ne bileyim bir beni sarhoş halde bulup polise götürmeli..
her zaman bir yöntem bulurdum aslında..
hatta ''BYB:D'' ordan çıktı galiba:)
ama şu an ne yöntem var ne de taktik..
akışına bıramak istiyorum..
ama durgun bir deniz var elimde..
anca güneş buharlaştırıyor..
azalıyorum..
yağmur yağarsa belki tekrar dolarım..
kim bilir:)
baksana saçmalamaya başladım..

kıssadan kısa...

Dokunabilir miyim sana?
Çok mu zor.. :(
Olsun zor olan güzeldir hep...

11 Şubat 2009 Çarşamba

tüh olmadı şimdi...

geçen gün bi arkadaşım bana bilgisayarıyla ilgi bir sorununu söyledi.. mouse düzgün çalışmıyormuş.. bende ona yeni bir mouse almasıı söyledim.. çünkü mouseların çalışmaması çok çok çok büyük bir ihtimalle bozulmalarından kaynaklanır.. ama o beni dinlemedi.. ille de virüs illede virüs.. nod32 yüklettim.. olmadı.. en sonunda dedim format at.. o da bin tane laf döktüm de anca kabul etti.. :) bir tane dvd verdim.. benim de kullandığım perfect xp diye düzenlenmiş bir xp cdsi.. ben bayağa beğenmiştim bu dvdyi.. fakat ki driversız bir versiyonu olduğu için biraz sorunlar oldu:D en önemli sorunlardan biride ses sorunu.. Hani bilgisayarcılar bilgisayarları sattığında bi kutu verirler bize ve derler ki '' bak bu kutuyu sakın kaybetme'''



Evet o kutu kayıpmış.. haliyle içindeki anakartın driver cdside kayıp..

Gerçi en son yüklemede doğrusunu bulduk ama çalışmadı.. muhtemelen format ile ilgili bir problem var.. en iyisi tekrar format at diyorum ama dinlemiyor yine beni.. N'apalım dinlemesin:) yine dediğime gelecek:D



ve nalet olsun ki bi saatir resim arıyorum eklemek için ki bulamadım ama...

o yüzden önüme gelen ilk resmi ekliyorum:D



6 Şubat 2009 Cuma

kendini boşlukta hissetmek..

her insan dönem dönem kendini boşlukta hisseder sanırsam.. böyle hiç birşey yapası gelmez.. aslında gelir de yapacak birşey bulamaz.. işte bana da bazen böyle ouyor.. kendimi boşlukta hissediyorum.. hiç birşeyler igili olmasa da böyle sonuçlar ortaya çıkıyor..

bunu nedenini araştırdım açıkçası ben :) tabi bir arkadaşım bu araştırmamla ilgil dalgada geçti benimle ama olsun;)





bakın insanlar kendini boşukta hissetmek duygusu için neler söylemiş..






'' kanaatimce, kendini boşlukta hissetmek bilgisayar çağında hortlamış bir sorundur. eskiden uyuyordu heralde ama şu yaşamda ve şu yaşam tarzında sıklıkça karşımıza çıkıyor. aidiyet belli başlı bir sorun iken aidiyetten yoksunluk apayrı bir konsept olarak karşımıza çıkıverir. hayata karşı takınılan tavırlarda, edinimlerden kaynaklanan tutku eksikliği ve öğrenilmiş umutsuzluk "boşluk"tan söz ediliyorsa bunun en önemli nedenleridir. ve gördüğüm kadarı ile akheron balıkçısı bunu kendisine temel olarak alıp egosuna şirin oyunlar oynamaktadır binlerce insanın yaptığı, yapmakta olduğu gibi. tanrı zaten inanılmayacak kadar saçma bir olaydır, hırs ve tutku kapitalizm ile körüklenen absürdlüklerdir, umut ise şu zamanda, şu toplum yapısı ile çok uzaktır. realizm denilen şey de budur. ama bu şekilde oluşan bir düşünce yapısını, çevrenizde ki bireyleri düşünerek kendinizi farklılaştırma tandanslı öne çıkarırsanız bırakın felsefeyi, mantıklı bir düşünce altyapınız bile kalmaz. tek başına hayattan bir "mana" ya da "doluluk" beklemek hayatın kendisi kadar anlamsızdır. bu anlamda şekillendirici olan bizler, bütün gün havlamak yerine bazı bazı ısırmayı tercih etmeliyiz:) diyorum.. başka da bir şey demiyorum.. ''



sınırlı bir açıklama ama keşke ''başka da birşey demiyorum'' gibi saçma bi sonla bitmeseymiş:)





bakın bu konuda ekşi sözlükte nerler yazılmış:



ancak boşluktayken kendini hissedebilmek, aksi takdirde kendini hissedememek.





oss den sonraki ilk gün içinde bulunulan ruh hali. (olabilir sanırsam:) )



yapacak dunya kadar isin olmasina ragmen, hicbir sey icin kilini kipirdat(a)mamak.gerceklestirmek istedigin bir dolu planin olmasina ragmen, hepsini ayni anda ayni siddetle istediginden dolayi hicbirini gerceklestirememek.eskiden oldugu gibi sinavlara ayni azimle calisamamak, ders dinleyememek.zamanin onune gec(e)memek. aslinda bir yandan icinde bulundugun ruh halinden kurtulma istegiyle zamanin gecmesini isterken, ote yandan da gecen zamanda bir bok yapmamanin dayanilmaz hafifliginden dolayi kendini suclu hissetmek."ne olacak benim bu halim" sorusunu her dakka kulaklarinda hissederken, bunu baskalarina hissettirmemek icin caba gostermek. ara ara boyle depresyona girmis gibi hissedip ama iki gun sonra hicbir sey olmamis gibi yoluna devam etmek (ya da oyle oldugunu sanip kendini kandirmak, avutmak).bir boku beceremiyormus gibi hissedip, yapabildiklerini bazen yapamaz hale gelmek..



ve bunlar gibi bir çoğu var..

peki biz nasıl bu durumdan kurtulacağız? neler yapmamız gerekiyor?



ben böyle durumlar yüzünden kendimi müziğe verdim.. iyikine de vermişim:) bana bi çok zaman yardımcı olmuştur müzik.. bisiklete binmek de öyle ama.. çok canım sıkılır kendimi öyle hissedersem son sürat yokuş aşağı ve gözüm kapalı inmeyi tercih ediyorum..





5 Şubat 2009 Perşembe

ilk şarkım..






bugün bir jest olması açısından;) müzikle uğraştığım zamanlar içnde yaptığım ilk şarkımın söz ve akorlarını yazacağım...

kim bilir belki birgün bi yerde duyarsınız... =)






''... soğuk ve gereksiz bir yaşam


içinden gelenleri yapmak mümkün değil


hayat seni yormak için... yaşamak mükün değil...




yağmur içimi ıslatana kadar, ayrılmam ben bu dünyadan.
yağmur içimi ıslatana kadar kaçamam ben bu dünyadan..



yağmur var seni ıslatıyor, beni ağlatıyor..
yağmur var içimi ıslatıyor ,seni güldürüyor
güldürüyor, ağlatıyor''






bu arada akorları yazmayı unuttum=) ama yazsamda zaten bi anlam ifade etmez.. çünkü melodiyide koymadım buraya... =)


belki bi kaç haftaya kayıdını yapar link olarak buraya veririm..


;)




3 Şubat 2009 Salı

çok birşey istemiyorum aslında..

çok bir şey istemiyorum aslında.. sadece bir gitar bir oda.. bir amfi.. kimse beni aramasın, sormasın.. kendi halimde sabahtan akşama kadar çalayım..
Hayalimde bir gitar var uzun zamandır.. Gibson les paul goldtop.. tam çalmak istediğim yapmak istediğim müziğin gitarı.. ama biraz tuzlu=) 3,000 avrocuk falan.. tabi yanında da 1000 dolarlık bir amfi onunla birlikte 500-600 $ değerinde de efect aleti..






Müzik şüphesiz ki hayatımın vazgeçilmezi.. O yüzden her zaman müzik konusunda konuşabilirim.. Ki beni tanıyanlar müzik ile ilgili bir sohbette yüzümün nasıl olduğunu çok iyi bilirler.. Belki de her insan için böyledir.. Sevdiği bişey hakında konuşurken yüzününü değişmesi, istem dışı gülümsemesi.. Bir arkadaşım var mesela, o da dalmayı çok seviyor..Yüzyüze bu konuyu konuşmadık ama internette bile konuşurken hissedebiliyorum yüzünün istemdışı gülümsediğini.. en azından bana öyle geliyor=)


Eğerki birgün hayatımdaki müzik susarsa bende susmuş olacağım.. Notaların insana kattığı o hayal gücünü hiç birşeye değişemem galiba..
bu arada bilmeyenler için bu gitarın tanıtım videosu;)
bir tanede şarkı olsun benden;)

2 Şubat 2009 Pazartesi










yeni şarkılardan sevdiğm bi kaç tanesi var..
birincisi Franz Ferdinand-Take me out http://www.dailymotion.com/video/xamh_franz-ferdinand-take-me-out
bu şarkıyı ve sarkıcıyı daha yeni keşfettim.. çok eğlenceli ve bir o kadar da güzel..

diğer şarkı ise hani şu milletin son zamanlarda çok sevdiği şarkılaradn biri.. =)




Aslında pek tarzım değil ama son zamanlarda bu tarz şarkılarla da ilgilenir oldum..
eh işte ''ben bazen'' =) böyle şarkıları da dinliyorum..

31 Ocak 2009 Cumartesi

ben bazen.. (1. bölüm)


ben bazen yaşlılığımı düşünüyorum.. nasıl olurum.. insanlarla nasıl iletişime geçerim.. belki de kim bilir hiç yaşlı olmam ama işte insan boş zamanlarında böyle düşünüyo..

ben bazen neden makina mühendisliği okuduğumu düşünüyorum.. aslında beni bıraksalardı ne olacağımı.. tamam (erkekler için düzenlenmiş haliyle =) ) ya dansöze ya edepsize kaçmazdım herhalde ama en azından istediğim bişeyi yapardım.. belki müzik.. neden olmasın ama :)

ben bazen arkadaşlarımı düşünüyorum.. acaba onlar gerçekte dost mu? yada benim kaç tane dostum var? aslında bir tane olsa da yetiyor mu.. bilmem belki..

ben bazen bu kızları anlayamıyorum.. =) tamam tamam onları kimse anlayamıyor=)

ben bazen öylesine delice birşey yapmak istiyorum ki.. herkes kaçsın bende.. öğğğ.. ığhhyhy.. desinler falan.. ama ben içmden deli gibi güleyim.. Deli miyim ben acaba yoksa :)

ben bazen düşünüyorum da müziksiz yaşayamam.. sabah kalkıp hiçbirşey yemeden akşama kadar gitar çaldığım anları çok seviyorum..

ben bazen Fenerbahçe'li olduğum için çok mutlu oluyorum.. Yaşaaa Fenerbahçe=)

ben bazen yaşadığım dünyanın bana göre olmadığını düşnüyorum.. ben aslında bu dünyaya ait değlim.. ya da en azından bu döneme.. ben aslında 20 sene önce genç olmalıymışım..

ben bazen inanılmazı istiyorum..

28 Ocak 2009 Çarşamba

Moda'dan ev almak istiyorum:(


bir insan, ki özellikle bir erkek bir ev için bu kadar istekli olur mu sence? ben öyleyim ama.. o moda daki evi o kadar çok istiyorum ki:) belki yıllar sonra o parayı toplayacağım ama ne olursa olsu bi gün o evi alacağım.. Ne araba istiyorum ne de çok lüks hayat.. ben modanın o dinginliğine hayranım çünkü.. sessiz ve sakin bir yaşam.. ağaçlar arasından görünen deniz.. parkta sabahları köpeği (e tabi köpekte alıcam :) ) yürüyüşe çıkarmak.. gün batımı seyrederken bi kadeh şarap yuvarlamak:).. olucak biliyorum.. o evi alacağım:)

27 Ocak 2009 Salı

tatilde de sınav mı olur?


evet oluyor.. çünkü benim okulum yıldız.. dün gece oturdum bi güzel çalıştım.. tabi sağolsun bi arkadaşım da yardım etti.. burdan ismini söyleyip reklam yapmayayım:)

ama ki sınavım güzel geçti..
umarım bu sınav ile dersten muhaf olmuşumdur..
aslına bakarsan blog sakini; burda sana böyle şeyler anlatmayacaktım ama ne bilim öyle içimden geldi işte..

25 Ocak 2009 Pazar

kararsızlıklar... yanlış anlamalar..


kararsızlıklar çok canımı sıkıyor.. bazen diyorum ki hiç karar vermesi beklenmeyen bi makina olayım.. sadece girdiler ve çıktılar.. istenen belli.. verilen belli..
Hergün bu verilen kararların yoğunluğu nedeniyle daha da yoruluyorum.. Bir gün gelecek hiç bir karar için gücüm olmayacak..

Peki yanlış anlamalar.. onlar nasıl düzelecek.. bence yanlış anlama diye bişey yok.. sadece hani bi şarkıda geçiyordu : '' you only see what your eyes want to see'' sadece görmek istediklerimizi görmek var...
Kimse birbirine güvenmiyor zaten.. Nasıl beklenir ki yanlış anlama olmaması.. Herkes duymak istediğne , karşısındakine değl, duymak istedğne inanıyor..
''Bazı çocuklar hiç uslanmazlar
Onlar hep oyunbozan olurlar
Durmadan üzdüler diğer çocukları
Hep bozuldu oyunun kuralları
Kimisi saklambaç oynar
Kimisi kovalamaca oynar
Kimisi doktorculuk oynar
Ben de müzisyeni oynarım şimdi...''

13 Ocak 2009 Salı

son iki sınavım kaldı.. ama kendimi internetten alamıyorum. Mesela az önce ntvspor.net bde ft spordaki takımıma baktım.. daha sonra facebook.. off off. ne zaman ailemin evine gelsem böyle oluyor.. bundan sonrakendi evimde geçireceğm final zamanlarımı

son sınavlarım...

yeter artık... bende rahatlamak istiyorum.. bu ne böyle sınavlardan çektiğimiz..
her geçen gün saçımdaki beyazlar artıyor. erkin koray olacağım yakında.
keşke daha çok sevdiğim müzikle uğraşabilseydim. hem böylelikle kendimi daha özgür hissederdim.

12 Ocak 2009 Pazartesi

yeni başladım yo(ğ)rulmaya..

slm blog sakinleri.. komşuları datalardan geçen insanlar.. ben geldim.. artık fazla yorulmamak için burda anlatıyorum düşüncelerimi.. kimbilir belkide bir kaç data uzakta bir blog sakini anlar beni..